14 Eylül 2026

Sanki hepimiz kişisel gelişimin içinde kaybolduk. “Kimseye taviz vermiyoruz”, “Sadece kendimiz için yaşıyoruz”, “Ben artık böyle biriyim”... Bunları o kadar sık duyuyoruz ki, bir yerden sonra sınır koymakla duvar örmek birbirine karışıyor. Bence biraz da dozu kaçmış bir bireyselleşme çıktı ortaya. Bir de şu sosyal medya terapi reels'ları var. Sürekli kaydırıyoruz, izliyoruz. Sonra fark etmeden kendimize oradan teşhis koymaya başlıyoruz. Aslında hissettiğimiz şeyi anlamaya çalışırken, hazır hisler alıyoruz. En garibi de şu. Başta “Ben niye böyle hissediyorum?” diye sorarken, bir süre sonra soru değişiyor: “Ben gerçekten bir şey hissediyor muyum?” Sürekli kendimizi analiz etmekten, her davranışımıza bir anlam yüklemekten, incinmemek için duvar örmekten yorulduk bence. Acı çekmekten o kadar korkar olduk ki, hissetmenin kendisinden uzaklaştık.
Belki de her acıdan kaçmamak gerekiyor. Çünkü bazen insanı büyüten şey, tam da o kaçmaya çalıştığı his oluyor.