İnsan, insana tutunarak var olur… ama neden yalnızlaşıyoruz?
İnsanoğlu sanki her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyor. Kalabalıklar artıyor, bağlantılar çoğalıyor, iletişim hızlanıyor; ama buna rağmen iç dünyamız daha da sessizleşiyor. Ve belki de en dikkat çekici olan şu: Bu yalnızlaşma hali artık coğrafyadan bağımsız. İster büyük bir metropolde olalım, ister küçük bir kasabada, köyde… insanın içindeki o mesafe, dış dünyadaki mesafelerden çok daha belirleyici bir hale geliyor.
Bugünün insanı düşünüyor; hatta belki tarihte hiç olmadığı kadar düşünüyoruz. Ama aynı zamanda hesaplaşıyoruz. Kendimizle, geçmişimizle, beklentilerimizle… Ve ilginç bir şekilde, düşünebilen, empati kurabilen insan bile en yakınına zarar verebiliyor.
Bu bir çelişki mi, yoksa insan doğasının kaçınılmaz bir gerçeği mi?
İnsanoğlu sanki her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyor. Kalabalıklar artıyor, bağlantılar çoğalıyor, iletişim hızlanıyor; ama buna rağmen iç dünyamız daha da sessizleşiyor. Ve belki de en dikkat çekici olan şu: Bu yalnızlaşma hali artık coğrafyadan bağımsız. İster büyük bir metropolde olalım, ister küçük bir kasabada, köyde… insanın içindeki o mesafe, dış dünyadaki mesafelerden çok daha belirleyici bir hale geliyor.
Bugünün insanı düşünüyor; hatta belki tarihte hiç olmadığı kadar düşünüyoruz. Ama aynı zamanda hesaplaşıyoruz. Kendimizle, geçmişimizle, beklentilerimizle… Ve ilginç bir şekilde, düşünebilen, empati kurabilen insan bile en yakınına zarar verebiliyor.
Bu bir çelişki mi, yoksa insan doğasının kaçınılmaz bir gerçeği mi?
