30 Nisan 2026

İnsan, insana tutunarak var olur… ama neden yalnızlaşıyoruz?
İnsanoğlu sanki her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyor. Kalabalıklar artıyor, bağlantılar çoğalıyor, iletişim hızlanıyor; ama buna rağmen iç dünyamız daha da sessizleşiyor. Ve belki de en dikkat çekici olan şu: Bu yalnızlaşma hali artık coğrafyadan bağımsız. İster büyük bir metropolde olalım, ister küçük bir kasabada, köyde… insanın içindeki o mesafe, dış dünyadaki mesafelerden çok daha belirleyici bir hale geliyor.
Bugünün insanı düşünüyor; hatta belki tarihte hiç olmadığı kadar düşünüyoruz. Ama aynı zamanda hesaplaşıyoruz. Kendimizle, geçmişimizle, beklentilerimizle… Ve ilginç bir şekilde, düşünebilen, empati kurabilen insan bile en yakınına zarar verebiliyor.
Bu bir çelişki mi, yoksa insan doğasının kaçınılmaz bir gerçeği mi?



15 Nisan 2026

Bana göre onay arayışı, yaptığımız şeyin bize tek başına yetmemesi demek. Sanki biri bir şey söyleyince tamamlanıyor, değer kazanıyor. Kendi kendimize karar vermekte ya da kendimizi tanımlamakta zorlanıyoruz. İçeriden gelen ses yetmiyor; mutlaka dışarıdan bir onay gerekiyor.
Çünkü çoğumuz “Falanca ne der?” anlayışıyla büyüdük. Bu yüzden dışarıdan gelen her sözü, her yorumu fazlasıyla ciddiye alıyoruz.
Fakat zamanla şunu anladım: Hayatla bağımız, dışarıdan gelen onayla değil; içeride kurduğumuz anlamla güçleniyor.
Ne yaptığımızı biliyorsak, neden yaptığımızı hissediyorsak ve kendimize içeriden değer verebiliyorsak daha sağlam durabiliriz.
Çünkü dışarıdan gelen onay geçici. İçeride kurduğumuz anlam ise kalıcı olan.