Bazı insanlar vardır; konuşur ama aslında konuşmaz. Anlatır, paylaşır, dert döker. Ama sıra sana gelince ya konu değişir ya da laf yine bir şekilde ona bağlanır. Bu durum çoğu zaman kötü niyet değil ama yine de yorucudur. Zira sohbet dediğin şey iki kişilik bir alandır. Sadece anlatmak değil, gerçekten dinlemek de gerekir. Hatta bazen susup karşındakine yer açmak gerekir. Bugün birçok ilişki diyalog gibi görünse de aslında monologdan ibaret. Herkes kendi hikayesini anlatıyor ama kimse kimseyi tam olarak duymuyor.
Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: İnsan anlatacak birini değil, anlayacak birini arıyor. O yüzden bazen uzaklaşmak bir kaçış değil, dengeyi bulma meselesi. Çünkü herkesle konuşabilirsin ama herkesle derin bir sohbet edemezsin.