24 Mart 2026

Koşullarımız ne olursa olsun, tutkumuzun peşinden gidelim, tutkulu olalım… Söylenmesi ne kadar kolay bir kişisel gelişim önerisi, değil mi? Bu cümleleri kuranların çoğu, oyuna bir adım önde başlamış, belli bir konforu yakalamış, hata yapma lüksü olan insanlar. 
Gerçek hayatta tablo farklıdır. Cebimizde para yoksa, kafamızda tek bir soru döner: “Yarın ne yiyeceğiz?” O noktada tutku değil, hayatta kalma devreye girer. Parasız, pulsuz yaratıcılık romantik bir hikâye gibi anlatılır ama sürdürülebilir değildir. Sürekli baskı altındayken zihnimiz üretmez; sadece çözüm arar.
Tutku dediğimiz şey; güvenli bir zemin ister, biraz nefes ister, biraz da zaman.
Sürekli hayatta kalma mücadelesi veren birine “tutkunu bul” demek, aslında gerçeği görmemektir.
Belki de doğrusu şu:
Önce ayakta kalırız, sonra nefes alırız…
Sonra yavaş yavaş neye tutkun olduğumuzu hatırlarız.
Çünkü tutku, aç karnına değil; biraz umut, biraz güven ve biraz da imkân bulduğunda yeşerir.